İfade Avukatı
İfade Avukatı 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ve 8197 sayılı Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma yönetmeliği, ifade almanın şartlarını açıklamış ve detaylandırmıştır. İzmir ifade avukatı, bu yönetmelik ve kanun kapsamında, ifade alma işlemi sırasında sanıkların yanında bulunur. İfade Avukatı Nedir ve Neler Yapar? İzmir ifade avukatı, 5271 sayılı kanun ve ifade alma yönetmeliği doğrultusunda sanıklara nezaret eden kişidir. İfade Verme ve Avukatın İfadede Bulunması Zorunluluğu Gözaltına alınan sanıkların ifadeleri, kolluk kuvvetleri tarafından alınır. İfade işlemlerinin ise yasaya uygun olması gerekir. CMK madde 150’de bu işlemlerin neler olduğu detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Mesela sanık ifadesi alınmadan önce avukat talep edebilir. Bu durumda kolluk kuvvetleri İzmir en iyi ifade avukatı nezaretinde ifade almak zorundadır. Eğer sanığın avukat tutacak gücü yoksa baro tarafından ücretsiz avukatı görevlendirilir ve ifade işlemlerine nezaret eder. Avukatın İfade İşlemlerinde Bulunmasının Zorunlu Olduğu Haller CMK madde150’de ifade işlemlerinde İzmir avukat bulunma zorunluluğu aşağıdaki hallerde gerçekleşir: CMK 150/2’de de belirtildiği gibi sanıklar 18 yaşından küçükse, ifade alma işlemleri sırasında avukat bulundurma zorunluluğu vardır. Sağır ve dilsiz kişilerin ifadesi sırasında hem İzmir ifade avukatı, hem de işaret dilini bilen uzman bulundurulmak zorundadır. Alt sınırı en az 5 yıl olan ceza alması söz konusu olan sanıkların ifadelerinde avukat bulundurma zorunludur. Savcı tarafından sanık hakkında tutuklama talebinde bulunulmuşsa, ifade işlemleri sırasında avukat bulundurulmalıdır (CMK madde 101/3). Eğer sanık, seri muhakemeleri usulü ile yargılanması ihtimali varsa, CMK madde 250’ye göre ifade sırasında avukat bulundurulmalıdır. İfade Alma İşlemlerinde Yasak Olan Eylemler Sanık olan kişi ya da kişilerin verdikleri ifadeler tamamen özgür iradelerine dayanmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri kanununun 148. Maddesi kapsamında ifade işlemlerinde yasak olan unsurlar aşağıda sıralanmıştır: CMK madde 148/1’e göre ifade sırasında sanıklara işkence yapılamaz. CMK madde 148/3-4’e göre sanıkların avukatları hazır olmadan ifade alınamaz. Alınsa bile sanığın mahkemede ifadesi doğrultusunda kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifade geçersiz sayılır. Sanığa ifade alma işlemleri sırasında kötü davranılamaz. Sanığa işkence yapılamaz. Bedensel ve ruhsal olarak yorulamaz. Aldatılamaz. Cebir ve tehditte bulunulamaz. Bazı araçlar kullanılarak sanığın iradesini kırmaya çalışmak suçtur. Kanuna aykırı olarak verilen vaatler sonunda alınan ifade geçersizdir. İfade ile ilgili yasa metnini incelemek için, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5271.pdf adresini ziyaret edebilirsiniz. İzmir’de İfade Avukatı Hizmetini ERT Hukuk Bürosu Nasıl Vermektedir? İzmir hukuk bürosu olarak, sanıkların ifadelerinin hukuka uygun alınıp alınmadığını denetliyoruz. Sanığa ifade sırasında nezaret ediyoruz. İzmir İfade Avukatı Olarak Verdiğimiz Hizmetler İzmir ifade avukatı personelimizle, sanığın verdiği ifadeye müdahale edebiliyoruz. Çünkü ifade işlemleri sırasında söylenen sözler, sanığın beraatine ya da mahkumiyetine neden olabilir. Eğer ifade işlemleri hukuka uygun olarak gerçekleşmişse, ifade tutanağını imzalayarak, sanığın hukuksuz işlemlere maruz kalmasını önlemiş oluyoruz. İzmir ifade avukatı olarak sanığa, içinde bulunduğu durum hakkında bilgi veriyoruz. Çünkü çoğunlukla içinde bulundukları durumu bilmeyen sanıklar panik yaparak yanlış ifadede bulunabiliyorlar. Bu yüzden ifade sırasında uzman ve deneyimli bir avukatın bulunması aslında hayati öneme sahip oluyor. SIKÇA SORULAN SORULAR İfade avukatı ücretleri ne kadar? İfade avukatı vekalet ve danışmanlık ücretleri için bizleri aramanız yeterlidir. İzmir’de en iyi ifade avukatını nasıl bulabilirim? İzmir ilinin en iyi ifade avukatlarından hizmet almak için bizleri hemen arayın. İfade avukatı ne yapar? Müvekkilinin ifadesinin kanuna uygun olarak alınıp alınmadığını inceler. Hukuksuz ifadelere karşı mahkemede savunma gerçekleştirir. Hukuka Aykırı İfade ve Sorgu Ne Demek? CMK madde 148’deki unsurlar gerçekleşmişse, sanığın ifade ve sorgu işlemi hukuka aykırı olarak gerçekleşmiş demektir.
Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı
Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 158 maddesinde dolandırıcılık suçunun tanımı ve bu suça verilecek olan cezalar detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. İzmir dolandırıcılık suçu davası avukatı, bu kanun maddesine istinaden müvekkillerinin savunmasını gerçekleştirir. Ayrıca müvekkillerinin masumiyetini kanıtlamaya çalışır. Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı Nedir ve Hangi Davalara Bakar? İzmir dolandırıcılık suçu davası avukatı, dolandırıcılık suçları konusunda uzmanlaşmış ve deneyim kazanmış olan kişidir. İzmir dolandırıcılık suçu davası avukatı, deneyimi ve mesleği gereği, aşağıda detaylı bir şekilde anlattığımız suçlarla ilgili davalara bakar. Nitelikli Dolandırıcılık Bir suçun, nitelikli dolandırıcılık olabilmesi için TCK madde 158’de tarif edilen şartları taşıması gerekir. Bu şartlar: İnsanların dini duygularının istismar edilerek dolandırma faaliyetinin gerçekleştirilmesi, Kişi ya da kişilerin içinde bulundukları zor durumdan yararlanarak, dolandırma faaliyeti yapılması, Dolandırma eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleşmesi, Basın ve yayın kuruluşlarının sağladığı kolaylıkla suçun işlenmesi, Ticari faaliyet sırasında nitelikli dolandırma eyleminin yapılması, Serbest meslek sahiplerinin, mesleklerine duyulan güveni kötüye kullanmaları suretiyle dolandırıcılık suçu işlemeleri, Sigorta poliçelerinden kaynaklanan tazminatı almak için dolandırıcılık faaliyetinin gerçekleştirilmesi. Nitelikli dolandırıcılık suçu yapısı itibariyle, ilgili kanun maddesinde bazı türlere ayrılmıştır. Bu türler aşağıda detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Dinin İstismar Edilmesi İnanç sistemlerinin istismar edilerek insanların dolandırılması, TCK 158/1-a maddesine göre suçtur. Örnek vermek gerekirse, ihtiyacı olan kişilere yardım amacıyla toplanan paraların, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaması, dinin istismar edilerek dolandırıcılık faaliyetinin gerçekleştirilmesidir. Kişinin İçinde Bulunduğu Zor Durumdan Yararlanma Kişilerin borçlu olması, haciz ve icra işlemleriyle karşı karşıya gelmeleri gibi zor durumdan yararlanarak, kişilere kredi çekeceğini ya da borçlarından kurtaracak yardımı yapacağını söyleyen kişilerin işlediği suçtur. Bu tür suçlar, TCK madde 158/1’de detaylı bir şekilde tarif edilmiştir. Kişi Ya da Kişilerin Algılama Zayıflığından Yararlanarak İşlenen Suçlar Kişinin; sarhoş olması, algısının zayıf olması, hastalık ya da kaza sonrası akli yeteneklerinin azalması gibi durumlardan yararlanılarak dolandırıcılık suçunun işlenmesidir. TCK 158/1-c maddesinde suç unsuru ve suça verilecek olan ceza detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Barolar, odalar, sendikalar gibi kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçudur. TCK 158/1-d maddesinde bu suç ve cezası detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Olacak Şekilde İşlenen Suçlar TCK madde 158/1-e maddesine göre işlenen suçlardır. Dolandırıcılık faaliyeti sonunda kamu kurum ve kuruluşları zarara uğratılmıştır. Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Yoluyla İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçları İnternet, bilgisayar ve bazı zararlı yazılımların kullanılması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetleridir. TCK 158/1-f maddesinde bu suç unsuru ve bu suça verilecek olan ceza detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Banka ya da Kredi Kurumunun Araç Olarak Kullanılması Suretiyle İşlenen Suçlar TCK madde 158/1-f maddesinde kredi kurumlarının ya da banka kuruluşlarının araç olarak kullanılarak dolandırıcılık faaliyetinin gerçekleştirilmesi suçudur. Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıklardan Yararlanarak Dolandırıcılık Suçunun İşlenmesi TCK madde 158/1-g’de detaylı bir şekilde tanımlanan nitelikli dolandırma faaliyetidir. İlgili yasa da basın ve yayın araçları; radyo, televizyon, internet, sosyal medya ve bunlar gibi kitle iletişim unsurlarıdır. Tacir ya da Şirket Yöneticisi Olan veya Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin veya Kooperatif Yöneticilerinin Gerçekleştirdiği Dolandırıcılık Suçları TCK 158/1 maddesinde tanımlanan; tacir, şirket yöneticisi, şirket adına görevli olan kişiler ve kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılık faaliyetini gerçekleştirmesi suçudur. İlgili kanun maddesi, bu konumda olan kişilerin, konumlarındaki kolaylıklardan yararlanarak dolandırıcılık faaliyetlerini kolaylaştırdıklarına dikkat çekmektedir. Serbest Meslek Sahibi Kişilerin Gerçekleştirdiği Nitelikli Dolandırıcılık Mesleklerinin getirdiği güveni kötüye kullanarak insanları dolandıran serbest meslek sahiplerinin işlediği suçlar, TCK madde 158/1-i maddesinde detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Kredi Açılmasını Sağlamak Amacıyla İşlenen Dolandırıcılık Suçları Kredi almak amacıyla sahte evrak düzenlemek suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık suçudur. TCK madde 158/1-j maddesinde bu suç unsuru ve bu suça verilecek olan ceza detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Yapılan Dolandırıcılık Sigorta poliçelerindeki maddelerden yararlanılarak işlenen dolandırıcılık suçudur. Mesela poliçede bir kişinin konutunun yanması halinde ödenecek tazminat miktarları yazar. Ancak yangın kaza sonucunda çıkarsa bu tazminat, sigorta şirketi tarafından ödenecektir. Suçu işleyen kişi ise evini bilerek yakmış ve sanki kazaymış gibi göstermiştir. Bu suçun tanımı ve suça verilecek olan ceza TCK 158/1-k maddesinde detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Kamu Görevlisi, Banka, Sigorta Kurumları veya Kredi Kuruluşları ile İrtibatı Olduğunu Söylemek Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık TCK 158/1-l maddesinde kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerin yaptıkları dolandırıcılık eylemi detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ayrıca bu konuda Yargıtay kurumunun da vermiş olduğu örnek bir karar vardır: “…Sanığın şikayetçiyi telefon ile arayarak kendisini polis memuru olarak tanıttığı ve telefonu “savcı bey” diyerek birisine verdiği, arkadan telsiz seslerinin geldiği, şikayetçiye “sizin telefon numarasına 28-29 tane telefon açılmış sizi dolandırıyorlar, bu hatları kullanan şahısları yakalamamız için size vereceğim hesap numaralarına para yatırın, parayı çekerken şahısları yakalayacağız” dediği, şikayetçinin de 15.925 TL ve 15.800 TL’yi sanığın adına olan hesap numarasına yatırdığı, paranın sanık tarafından çekildiği iddia olunan olayda; kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle” dolandırıcılık suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile TCK’nın 158. maddesine “l” bendi olarak eklenmiş olması, 5235 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince bu maddede yazılı suçlarla ilgili davaya bakma görevinin asliye ceza mahkemesine ait olmayıp üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait ve bu düzenlemenin sanık lehine olması karşısında, görevsizlik kararı verilmesi gerekir.” (Y23CD-K:2016/11250).” Nitelikli dolandırıcılıkla ilgili diğer suç unsurları aşağıda verilmiştir: Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğunu söyleyerek dolandırıcılık faaliyetinin gerçekleştirilmesi (TCK madde 158/2), Hukuki ilişkilere dayanan alacağı tahsil etmek istediğini söyleyenlerin gerçekleştirdiği dolandırıcılık faaliyetleri (TCK madde 159). Yukarıda saydığımız tüm nitelikli dolandırıcılık türleri ile ilgili 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Ayrıca suçu işleyen kişilere, 5 bin güne kadar adli para cezası verilir. Basit Dolandırıcılık Suçu TCK madde 157’de detaylı bir şekilde anlatılan basit dolandırıcılık suçunun cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilmesidir. Dolandırıcılık ile ilgili kanun maddelerini, https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz. İzmir’de Dolandırıcılık Suçu Avukatı Hizmetini ERT Hukuk Bürosu Nasıl Vermektedir? Nitelik ve basit dolandırıcılık türlerinden dolayı mağdur olan kişilerin haklarını, İzmir hukuk bürosu olarak koruyoruz. Ayrıca bu suçlardan dolayı suçsuz olduğunu söyleyen kişilerin suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışıyoruz. Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı ile Dolandırıcılık Suçu Davası Nasıl Açılır? Diğer tüm ceza davalarında olduğu gibi dolandırıcılık suçu ile ilgili olan ceza davalarında da İzmir avukat dava açamaz. Suçun öğrenilmesinden veya
Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar
Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102-103-104 ve 105. Maddelerinde cinsel suçlarla ilgili hükümler ve öngörülen cezalar açık bir şekilde anlatılmıştır. İzmir Cinsel suçlara bakan avukatlar, ceza kanunundaki ilgili maddelere göre müvekkillerini savunurlar ya da mağdur olanların haklarını aramalarına yardımcı olurlar. Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar Nedir ve Hangi Davalara Bakar? İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar, ceza ve ağır ceza davaları konusunda uzman olan kişilerdir. Türk ceza kanununun ilgili maddelerine dayanarak, müvekkillerinin haklarını korurlar. Ya da suç isnat edilen müvekkillerinin masumluğunu kanıtlamaya çalışırlar. İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar, deneyimleri ve uzmanlıkları gereği, aşağıdaki suçlarla ilgili davalarla ilgilenirler. TCK 102/1 Basit Cinsel Saldırı Suçu Türk ceza kanununun ilgili maddesi basit cinsel saldırı suçunu, kişi ya da kişilerin bedenlerine rızaları olmadan dokunma olarak tanımlanır. TCK 102/1, basit cinsel saldırı suçunu aynı zamanda sarkıntılık suçu olarak da tanımlamıştır. Basit cinsel saldırı suçunun cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Eğer bu suç sarkıntılık olarak gerçekleşmişse verilecek olan ceza 5 yıldır. TCK 102/2-3 Nitelikli Cinsel Saldırı Mağdur olan kişiye fiziksel olarak yapılan cinsel saldırıdır. Cinsel saldırının nitelikli olarak sayılabilmesi için mağdurun cinsel organına yabancı bir cismin sokulmuş olması gerekir. Mesela mağdurun cinsel organına; penis, şişe, cop, sopa, kalem gibi yabancı cisimlerin sokulması, nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturur. Bu suçu işleyen kişi ya da kişiler 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası alırlar. Eğer suç eşe karşı işlenmişse, eşin şikayette bulunması gerekir. Nitelikli cinsel saldırı suçu aşağıdaki şekillerde işlenmişse: Bedenen ya da ruhsal olarak kendisini savunamayacak durumda olan kişi ya da kişilere karşı, Kamu görevinin sağladığı nüfusu kötüye kullanarak suçun işlenmesi, Üçüncü derece akraba da dahil olmak üzere suçu işleyenler; üvey baba, üvey anne, üvey kardeş ya da evlat edinenler ise, Suç silahla işlenmişse ya da suçu işleyenler birden fazla kişiden oluşuyorsa, Suç, insanların toplu olarak bulunduğu yerin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmişse, Suçu işleyen kişi ya da kişilere karşı verilecek olan ceza yarı oranında artırılır. İzmir’de Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar Hizmetini ERT Hukuk Bürosu Nasıl Vermektedir? İzmir hukuk bürosu olarak, cinsel suçlardan mağdur olan kişi ya da kişilerin mağduriyetlerini gidermeye çalışıyoruz. Savcının talimatı ile mahkeme aşaması başladığında, müvekkillerimizin savunmasını gerçekleştiriyoruz. Cinsel saldırı suçlara hem şikayet bağlıdır, hem de kolluk kuvvetleri tarafından tespit edildiklerinde ve sanık göz altına alındığında otomatik olarak dava açılır. Çünkü cinsel saldırı suçları, diğer ceza davalarına konu olan suçlar gibi kamuyu ilgilendirir. Eğer şüpheli sıfatıyla haksız yere göz altında alındığınıza inanıyorsanız, ya da masum olduğunuza inanıyorsanız, İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar olarak sizlere her zaman yardıma hazırız. Alanında uzman ve deneyimli avukatların sizleri temsil etmesiyle, mağduriyetiniz giderilebilir ve suçsuzluğunuz kanıtlanabilir. İzmir en iyi cinsel suçlara bakan avukatlar olarak, ceza davalarında tanıkları diniyoruz ve itiraz edilecek noktalarda müvekkilimiz adına itiraz ediyoruz. Delilleri inceleyerek etkili bir savunma hazırlıyoruz. Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar ile Cinsel Suçlar Davası Nasıl Açılır? Ceza ve ağır ceza davalarını açmaya İzmir avukat yetkili değildir. Bu tür davalarda Cumhuriyet savcılarının hazırladıkları iddianameye göre dava açılabilir. İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar ise davada müvekkillerinin savunmasını gerçekleştirir. Cinsel Suç Davaları Ne Kadar Sürer? İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar yardımı ile ceza ve ağır ceza davaları normal süresinden daha kısa sürebilir. Yine de ceza davalarının bitme süresi ortalama olarak 1-2 yıl arasıdır. Eğer dava temyiz sürecine girmişse 4-5 yıl kadar sürebilmektedir. Cinsel suçları ilgilendiren mevzuat bilgileri ile ilgili detaylı bilgi almak için, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. İzmir Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar Olarak Verdiğimiz Hizmetler İzmir cinsel suçlara bakan avukatlar olarak, mağdur olanların mağduriyetlerini gidermeye yardımcı oluyoruz. Müvekkillerimizin masumiyetini kanıtlamak adına tüm delilleri mahkemeye sunuyoruz. SIKÇA SORULAN SORULAR Cinsel suçlara bakan avukatların ücretleri ne kadar? Ücretler hakkında, hukuk büromuzu arayarak detaylı bilgi alabilirsiniz. İzmir’de en iyi cinsel suçlara bakan avukatı nasıl bulabilirim? İzmir ilindeki en iyi avukatı, ERT Hukuk bürosundan bulabilirsiniz. Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar neler yapar? Sanık ve müştekilerin savunmasını gerçekleştirir. Tutuklama kararlarına itiraz eder. Cinsel suçlarla ilgili davalara katılır. Cinsel Suçlar davalarında yetkili ve görevli mahkeme hangisidir? Asliye ceza, ağır ceza ve sulh ceza mahkemeleri görevli ve yetkilidir.
Cinayet Avukatı
Cinayet Avukatı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 81. Maddesinde kişilere karşı ve hayata karşı suçlar bölümü bulunur. Bu bölümde cinayetle ilgili hükümler ve cezalar detaylı bir şekilde anlatılmıştır. İzmir cinayet avukatı, bu kanun maddesine istinaden müvekkillerinin mağduriyetini gidermeye çalışır. Ya da müvekkillerinin masum olduğunu ispat etmeye çalışır. Cinayet Avukatı Nedir ve Hangi Davalara Bakar? İzmir cinayet avukatı, ağır ceza davalarında uzmanlaşmış ve deneyim kazanmış, hukuk fakültesi mezunu kişidir. Ayrıca ceza hukuku alanında da uzmanlaşmıştır. İzmir cinayet avukatı, uzmanlığı gereği, aşağıda detaylı bir şekilde anlattığımız cinayet suçlarıyla ilgili davalara bakar. Tasarlayarak Kasten Adam Öldürme (TCK madde 82/1-a) TCK madde 82/1-a maddesine göre tasarlama kavramı; herhangi bir eylemi önceden planlamak ve eylemin gerçekleşmesi için şartları oluşturmak hazırlığı olarak tanımlanmıştır. Mesela cinayet işlemek için bir kişinin, mağdur olan kişinin her zaman gittiği yolları tespit etmesi, kişinin her zaman aynı yerden geçtiği rutin zamanı belirlemesi ve sonunda da eylemini gerçekleştirmesi tasarlama durumuna örnektir. Aynı kanun maddesine göre bu suçu işleyen kişiler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırlar. Silahla Kasten Öldürme Suçu TCK madde 6/1-f maddesine göre kasten öldürme suçunda kullanılabilecek olan silahlar; tüfek, tabanca, bıçak, tırnak makası, araba anahtarı ve kalem gibi araçlar olabilir. Aslında kanun maddesi, bir kişinin ölümüne neden olabilecek her türlü aracı, cinayet silahı olarak kabul etmektedir. Silahla kasten öldürme suçunun cezası ilgili yasaya göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Kasten Öldürme Suçunun İhmal Davranışıyla İşlenmesi TCK madde 82’e göre kasten öldürme suçunun ihmal nedeniyle gerçekleşmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir: Tarafların aralarında sözleşme yapması ve taraflardan birinin sözleşmeye uymaması sonucunda ölüm olayının meydana gelmesidir. Mesela önemli bir ameliyata giren birisinin, doktorun ihmali ya da hatası sonucu hayatını kaybetmesi, bu duruma örnek olarak verilebilir. Herhangi bir işte görevli olan birisinin görevini ihmal etmesi nedeniyle meydana gelen ölümler, ihmal davranışı nedeniyle ölüme örnek olarak gösterilebilir. Mesela aracının bakımını yaptırmayan ve yola çıkan birisi, frenlerin tutmaması nedeniyle ölüme neden olmuştur. Bu durumda bu kişi, ihmal davranışıyla kastan öldürme suçunu işlemiş olur. Canavarca Hisle ve Eziyet Çektirerek Adam Öldürme Suçu TCK 82/1-b maddesi, canavarca his ve eziyet çektirme kavramlarını tanımlamıştır. Bu maddeye göre canavarca his; cinayet işleyen kişinin bu eylemden keyif almasıdır. Eziyet çektirme ise; cinayet işleyen kişinin bu eylemi uzun bir süreye yayması ve kurbana acı çektirmesi olarak tarih edilmiştir. Yargıtay ise bu konuda: “Toplumun ortak bilincinin ve vicdanının kabul edemeyeceği vahşi bir kötülük” tanımını yapmıştır. Canavarca hisle ve eziyet çektirerek birisini öldürmenin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Kan Gütme Saikiyle Öldürme Suçu Bir yakını ya da bir akrabasını cinayete kurban veren bir kişinin, intikam almak amacıyla cinayet işlemesi suçu, kan gütme nedeniyle öldürme suçudur. TCK madde 82/1-j maddesine göre bu suçun gerçekleşebilmesi için aşağıdaki şartların oluşması gerekir: Bu suçun oluşabilmesi için, kişinin öncesinde yakın olduğunu birisinin cinayet kurban gitmiş olması gerekir. Olayın faili, yani cinayet işleyen kişi, bir önceki öldürme olayından dolayı öç alma duygusuyla cinayeti işlemiş olmalıdır. İlk öldürülen kişiyle, sonradan cinayeti işleyen kişi arasında kan bağı olmasına gerek yoktur. Suçun yalnızca intikam duygusuyla işlenmiş olması yeterli sebeptir. İlk öldürme olayı ile son öldürme olayı arasında uzun bir süre geçmiş olmalıdır. Çünkü olayın sıcaklığı ile gerçekleştirilen öldürme eylemi, tamamen duygulara bağlı olarak gerçekleşir. Ancak aradan uzun bir süre geçerse, o ilk andaki duygular kaybolacaktır. Yani cinayet bilinçli bir şekilde ve geleneklerin etkisiyle işlenmiş olur. Yukarıda sayılan şartların bir araya gelmesiyle kişi, kan gütme amacıyla cinayet işlemiş olur ve bu kişinin alacağı ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Namus ve Töreler Nedeniyle Adam Öldürme Suçu TCK 82/1-k maddesine göre namus ve töre nedeniyle işlenen cinayetler, bir ya da birden fazla kişinin yaşamının ortadan kaldırılmasıdır. Bu suç nedeniyle kişi ya da kişilerin alacağı ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Kamu Görevlisinin Kasten Öldürülmesi TCK 6-c maddesinde tanımlanan öldürme suçudur. Bu maddeye göre kamu görevlileri; doktor, davanın tanıkları, bilirkişiler, avukatlar ve diğer devlet memurlarıdır. Bu suçu işleyen kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacaktır. Kadına Karşı İşlenen Kasten Öldürme Suçu TCK 82/1-f maddesinde tanımlanan öldürme suçudur. Bu kanun maddesine göre işlenen suç nitelikli hal olarak nitelenir. Bu suçu işleyen kişi ya da kişiler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar. Kasten Öldürme Suçunun Kendisini Savunmayacak Olan Kişilere Karşı İşlenmesi TCK madde 82/1-e’ye göre kendisini savunamayacak olan kişiler; zihinsel ve fiziksel engeli olan kişiler, çocuklar, kadınlar, hamile kadınlar, yaşlı kimselerdir. Kendisini ruhen ve fiziksel olarak savunmayacak olan kişilerin durumu adli tıp raporu neticesinde belirlenir. Bu suçu işleyen kişiler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Kasten Öldürme Suçunun Üstsoy ya da Altsoydan Birisine Kaşı İşlenmesi TCK madde 82/1-d maddesinde üstsoy ve altsoydan olan kişiler; çocuklar, torunlar, torunların çocukları, büyükanne, büyükbaba ve eş olarak tanımlanmıştır. Yasa maddesine göre sayılan kişilerin öldürülmesinin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Kişinin boşandığı eski eşi de bu kapsamda değerlendirilir. Cinayet davalarına konu olan diğer suçlar: Suçu gizlemek ve suç delillerini ortadan kaldırmak, Suçu işleyememekten dolayı infiale kapılmak ve cinayet işlemek, Yangın, su baskını, batırma, tahrip etme, bombalama ya da nükleer, biyolojik ve kimyasal silah kullanarak cinayet işleme suçları, TCK madde 88’de tanımlanan ihmal nedeniyle birilerinin ölümüne neden olma, Yukarıda saydıklarımızdır. Cinayet suçları ile ilgili mevzuat bilgilerine, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf buradaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. İzmir’de Cinayet Avukatı Hizmetini Genç Hukuk Bürosu Nasıl Vermektedir? İzmir hukuk bürosu olarak, cinayet davalarında genel olarak müvekkillerimizi savunmalarını gerçekleştiririz. Ayrıca mağdur olan kişilerin haklarını korumaya çalışırız. Adli tıp raporu bilgilerini, cinayetle ilgili delilleri, kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ifade alma ve sorgu tutanaklarını inceleyerek savunma dosyası hazırlarız. Ayrıca ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlara itiraz ederek, temyiz sürecinin başlamasını sağlarız. Cinayet Avukatı ile Cinayet Suçu Davası Nasıl Açılır? Cinayet suçları, ağır ceza davalarına tabidir. Ağır ceza davalarını ise İzmir avukat açma yetkisine sahip değildir. Yalnızca davada savunma görevini gerçekleştirir. Dava açma yetkisi ağır ceza mahkemelerine aittir. Cumhuriyet savcıları olayın gerçekleştiğini haber alırlar ve iddianame hazırlarlar. Hazırladıkları dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderirler. Böylece dava süreci başlamış olur. Cinayet Suçu Davaları Ne Kadar Sürer? Bu tür davalar için süre vermek imkansızdır. Dava süreci; bilirkişi raporlarına, adli tıp raporlarına, toplanan delillere ve tanıkların dinlenmesine bağlı olarak uzayabilir. İzmir Cinayet Avukatı Olarak Verdiğimiz Hizmetler İzmir en iyi cinayet suçu davası avukatı olarak, en iyi savunmayı gerçekleştirmek adına, dava ile ilgili delillerin toplanmasına yardımcı oluyoruz. Ayrıca savunma dosyası hazırlayabilmek adına, bilirkişi raporlarını ve
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Cezası
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Cezası Ceza hukuku uyarınca uyuşturucu ve uyarıcı madde, kural olarak tıbbi zorunluluklar zorunlu kılmadığı halde kullanılması suç teşkil eden maddelerdir. Bu maddeler kişiyi hissizleştiren veya tepkisizleştiren niteliğe haiz olmakla birlikte keyif verici, kışkırtıcı ve uyanık tutucu da olabilir. Tam olarak hangi maddelerin bu suça sebebiyet verdiği kanun koyucu tarafından belirtilmemiştir. Bu kategoriye giren maddelerin sayısı her gün artmaktadır. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımı esas alınarak bitkisel kökenli veya sentetik olup, fiziksel veya ruhsal, bağımlılığa yol açan ve tutku yaratan bütün maddeler uyuşturucu madde sayılır. Bu maddeler verdikleri zararın ehemmiyeti sebebiyle sıkı denetim altındadırlar. Bu maddeleri üretmek, dağıtmak, ticaretini yapmak ve tüketmek cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Bu suçlarla mücadele kapsamında pek çok düzenlemeye yer verilmiştir. Detaylı bilgi için İzmir ceza avukatından danışmanlık talep edebilirsiniz. TCK madde 188 uyarınca bu maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde imal, ithal veya ihraç edilmesi suç teşkil eder. Bahsi geçen suçun amacı ekonomik kazanç elde etmektir. Hapis veya adli para cezası ile müeyyilendirilir. Bu maddeleri temin etmek hem topluma karşı işlenmiş bir suç hem de kamunun sağlığına karşı işlenmiş bir suçtur. SUÇUN SEÇİMLİK HAREKETLERİ NELERDİR ? Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti seçimlik hareketli tek bir suçtur. İlk husus maddenin imal edilmesi, ithal veya ihraç edilmesine ilişkindir. Bu bağlamda suçun oluşması için hem imal etmesi hem başka ülkelerden ithal etmesi veya dış ülkelere ihraç etmesi gerekmez. Bu eylemlerden birini gerçekleştirmesi suçun tamamlanması için yeterlidir. Konu ile alakalı soru işaretlerinizi gidermek adına İzmir avukat bürosunu ziyaret edebilir ve ceza hukuku alanındaki engin tecrübelerimizden yararlanabilirsiniz. 1) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE İMAL – İHRAÇ – İTHAL ETMEK A) İMAL ETME Herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanılabilir bir forma sokma, maddeyi arıtma veya madde üzerinde çeşitli kimyasal işlemler yaparak yeni bir madde elde etme veya başka bir maddeye dönüştürme işlemlerini kapsar. Örneğin, kenevir bitkisini yetiştirerek uyuşturucu madde yapmak ile imal etme unsuru gerçekleşir. B) İTHAL ETME Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülke dışından herhangi bir şekilde ülkeye sokulması unsurudur. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde kaçak biçimde gerçekleşir. C) İHRAÇ ETME Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde ülke dışına çıkarılmasıdır. Önemli husus bu eylemin icrai nitelikte gerçekleştirilmesidir. İhmali şekilde gerçekleşmesi durumunda suç teşkil etmeyecektir. Örneğin, farkında olmaksızın çantasına gizlenmiş uyuşturucu maddeyi ülke dışına çıkarmak suç teşkil etmez çünkü hukuka aykırılık bilinci ve kastı yoktur. UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDENİN İMAL, İHRAÇ VE İTHAL ETMENİN CEZASI NEDİR ? TCK Madde 188 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır • Kanun koyucu bu suçu işleyen kişilere hem hapis cezası hem de adli para cezası vermektedir. Bu iki ceza birlikte verilir. 2) ÜLKE İÇİNDE SATMA, SATIŞA ARZ ETME, BAŞKALARINA VERME, SEVK ETME, NAKLETME, DEPOLAMA, SATIN ALMA, KABUL ETME VE BULUNDURMA TCK 188 gereğince uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal edilmesi, ithal veya ihraç edilmesinin yanı sıra ticareti de suç teşkil etmektedir. Bu eylemleri gerçekleştirenler 10 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezasına ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz. Satış işlemi belli bir bedel karşılığında yapılmalıdır. Ancak bedel olmasa dahi başkalarına verme unsuru tamamlanacağı için cezalandırılması etkilenmez. Aynı şekilde somut olayda bedel var ise satın alma unsuru gerçekleşirken bedel yok ise kabul etme unsuru tamamlanarak suç oluşur. SUÇUN FAİLİ KİMDİR ? Suçun faili büyük veya küçük herkes olabilir. Ancak bazı durumlarda suç başkasını kullanarak işlenmektedir. Bu halde dolaylı faillik söz konusu olur. Kural olarak dolaylı failde fail olarak sorumludur. Konu ile ilgili detaylı bilgi almak için İzmir hukuk bürosu ceza avukatları ile görüşebilirsiniz. SUÇUN MANEVİ UNSURU Bu suçlar kural olarak kasten işlenebilir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail bu neticeyi istemeli ve bilerek yani kasten gerçekleştirmelidir. İmal etme bahsinde failin amacının ne olduğu önemli değildir. İthal etme veya ihraç etme bakımından ise fail ithal ettiği ürünün yasaklı madde olduğunun bilincinde olması ve bunu arzulamalıdır. Bunun yanısıra failin ticari amacı da bulunmalıdır. SUÇUN HUKUKA AYKIRIK UNSURU Fail, eylemin hukuka aykırılık teşkil ettiğini bilmelidir. TEŞEBBÜS MÜMKÜN MÜ? Bu suça teşebbüs mümkündür. Fail, bu suçun icrasına elverişli hareketlerle başlamasına rağmen elinde olmayan sebeplerden ötürü suçu tamamlayamazsa bu suça teşebbüs etmekten cezalandırılır. Belirtmek gerekir ki, kendisinin elinde olan sebeplerle örneğin vicdani sebeplerle bu suçu işlemekten vazgeçerse gönüllü vazgeçme hükümlerince teşebbüs teşkil etmez ancak o ana kadar bulunduğu eylemlerin suç teşkil etmesi durumunda o eylemlerden ötürü sorumluluğu devam eder. SUÇU AĞIRLAŞTIRAN HALLER NELERDİR? Söz konusu madde eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin ise bu fiiller okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu suçlar, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Bu suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Somut olayda bahsi geçen ağırlaştırıcı nedenleri eksiksiz tespit etmek için mutlaka İzmir ceza avukatından yardım almanızı tavsiye ediyoruz. SUÇU HAFİFLETEN HALLER NELERDİR? Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. FAİLİN ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMASI MÜMKÜN MÜDÜR? Etkin pişmanlık, suç işlendikten sonra failin pişmanlığı sebebiyle birtakım şartların gerçekleşmesi ile birlikte failin cezasını ortadan kaldıran ya da hafifleten bir müessesedir. Bu konu mevzuatta farklı ihtimaller doğrultusunda müeyyidelenmiştir. Olası hak kayıplarını engellemek için İzmir ceza avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi
Tehdit Suçu ve Cezası
Tehdit Suçu ve Cezası Tehdit, pek çok suçun unsurlarından biri olmakla birlikte ayrıca bağımsız bir suç olarak da düzenlenmiştir. İnsanların karar verme ve serbest hareket etme hürriyetlerini korumak için hüküm altına alınmıştır. Tehdit suçunun oluşması için vaadedilen kötülüğün veya fenalığın gerçekleşmesi gerekmemektedir. Önemli olan karşı tarafa yöneltilen tehdidin ciddiyet arz etmesidir. Söylenen sözler, yapılan davranışlar, yöneltilen hareketler o kişi üzerinde ciddi bir korku yaratmak içim elverişli, uygun ve yeterli ise tehdit suçu meydana gelir. Kişi bunu ciddiye almasa bile suç oluşmuştur. Tehdit, uygulamada çoğunlukla sözle yapılmakla birlikte yazıyla, davranışlarla veya işaretlerle de yapılabilir. Örneğin, birine “seni öldüreceğim” demek veya ölümü temsil eden el ve kol hareketlerinde bulunarak da mağdur korkutulabilir. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. TEHDİT SUÇUNUN TEMEL ŞEKLİ VE CEZASI NEDİR ? TCK madde 106 uyarınca Tehdit suçunun mağduru herkes olabilir. Tehdit söylemi veya hareketi mağdurun bizzat kendisine gerçekleştirilebileceği gibi aynı zamanda mağdurun yakınına karşı da yöneltilebilir. Mağdurun yakını söz konusuysa bu kişiyle mağdur arasında belli bir yakınlık veya akrabalık ilişkisi mevcut olmalıdır. Mağduru, onun veya yakınının hayatına, vücut dokunulmazlığına veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği yönünde bir tehdit ile korkutmalıdır. Örneğin fail, bir kişiyi kendisini darp etmekle tehdit edebileceği gibi aynı zamanda ailesinden birini darp edeceği söylemiyle de tehdit edebilir. Tehdit konusunun ilerde gerçekleşme ihtimaliyle korkutmalı ve belli bir davranışta bulunmaya mağduru zorlamalı veya mecbur etmelidir. Cezası ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu cezanın adli para cezasına dönüştürülmesi de mümkündür. Hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit eyleminin soruşturulması ve kovuşturulması şikayet şartına tabi kılınmamıştır. Mağdurun şikayeti aranmaksızın resen soruşturulabilir. İzmir hukuk bürosunu ziyaret ederek hukuki sürecinizi etkili bir şekilde başlatabilirsiniz. TEHDİT SUÇUUN CEZASINI HAFİFLETEN HALLER Bir kişiyi onun malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Bu halde mağdurun şikayeti olmaksızın resen soruşturma yapılmaz. Bu hallerde bahsi geçen suç hakkında mağdur altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamayacaktır. Bahse konu şikayet süresi, şikayete hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Olası hak kayıplarını engellemek için İzmir ceza avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz. TEHDİT SUÇUNUN AĞIRLAŞTIRICI NEDENLERİ NELERDİR ? Bazı hallerde fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu haller kanunda sınırlı sayıda yer almıştır. Tehdidin;a. Silahla işlenmesi Silah kavramı ateşli silahların yanı sıra patlayıcı maddeler, delici ve kesici aletler, kimyasal ve biyolojik maddeleri de kapsar. b. Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle işlenmesi Bu maddenin konuluş amacı failin kim olduğunu bilmemek mağdurun kendisini savunması imkanını azaltmasından kaynaklanmaktadır. İmzasız mektup terimi ise mektubun yanısıra yazı ile tehdit etme unsurunu da kapsar. Özel işaretlerden kasıt ise tehdit anlamına gelen işaretleri kullanmaktır. Örneğin, bir kimseye karşı kanlı bıçak resmi göndermek bu kapsamda değerlendirilir. c. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi Tehdit suçunu en az iki kişi birlikte işlerse suçun nitelikli hali meydana gelir ve cezası arttırılır. d. Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi Bu bağlamda bahsi geçen örgüt normal yapılı değil suç örgütü niteliğine haiz olmalıdır. TEHDİT SUÇUNDA İÇTİMA Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir. Tehdit suçuyla birlikte işlenen bu suçlar bağımsız suç niteliğine haizdir ve gerçek içtima kurallarınca hem tehdit fiilinden hem de ortaya çıkan diğer fiilden ayrı ayrı cezalandırılır. • Örneğin, bir kimseyi onun kolunu kırmakla tehdit ettikten sonra bu fiili yapar ve mağduru yaralarsa fail hem tehdit suçundan hem de kasten yaralama suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Aynı zamanda tehdit suçunun aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden çok kez işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri gereğince cezası arttırılır. YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME Mağdurun tehdit fiiline maruz kaldığı yerin asliye ceza mahkemesidir. Telefon veya mektup aracılığıyla gerçekleşmesi halinde ise mağdurun bu filleri öğrendiği yer esas alınır. SIKÇA SORULAN SORULAR Kötü bir amaçla tehdit etmesek bile yine de suç oluşur mu? Evet, tehdit suçunu işleyen failin saiki önem arz etmemektedir. Suçun oluşması için tehdidin ciddi ve objektif bir mahiyette olması yeterlidir. Mağdur korkmasa bile tehdit suçu oluşur mu? Evet, suçun oluşması bakımından muhatabın korkup korkması ayrıca araştırılmaz. Ortada tehdit mahiyetinde ciddi ve objektif bir fiil varsa suç oluşmuştur. Şakayla yapılan tehdit suç teşkil eder mi ? Kısmen evet, somut olaya göre şaka ile yapılan tehdit suç oluşturabilir. Tehditte bulunan kişinin kastı incelenir. Şaka yapıldığı uzun bir vakit geçmeden hemen belirtiyse suçun oluşumu engellenebilir ancak aksi takdirde suç oluşabilir. İyi niyetle korkutmak suç teşkil eder mi? Evet, failin saikinin ve iyi niyetinin hiçbir önemi yoktur. Suç kurucu unsurları tamamlanınca oluşur. Bir kişiyi ihbar etmekle tehdit etmek suç oluşturur mu ? O kişiyi ihbar etme konusunda haklı iseniz söyleminiz tehdit suçunu oluşturmaz. Örneğin, hırsıza “seni şikayet edeceğim” dediğiniz zaman ortada tehdit suçu yoktur. Tehdit içerikli mektubun karşı tarafa ulaşmaması halinde suç olur mu ? Evet, tehdit suçunu mektup yoluyla işlemek parçalara bölünebilir nitelikte olmasından ötürü mağdura ulaşmadan geri çekilse dahi tehdit suçuna teşebbüsten sorumluluğu doğacaktır.
Sözlü Tehdit ve Cezası
Sözlü Tehdit ve Cezası Tehdit kelimesinin sözlük anlamı gözdağı vermektir. Bağımsız bir suç teşkil eden tehdit suçu aynı zamanda bir unsur olarak Türk Ceza Kanunu’nda yer alan pek çok suç tipinin içerisinde tamamlayıcı olarak da yer alır. Kanun koyucunun bu suç tipini düzenlenmesinin asıl nedeni bireylerin serbestçe karar verme ve hareket etme iradelerini güvence altına almaktır. Kural olarak bir insanı pek çok şekille tehdit edebilirsiniz. Sözle, yazıyla, hareketlerle, jest ve mimiklerle… bu bahiste İzmir avukat olarak sözlü tehdit üzerinde duracağız. Sözlü tehdit suçunun oluşması için karşı tarafa yönelttiğiniz kötülüğün veya fenalığın o kişiye ulaşması yeterlidir. Ancak belirtmeliyiz ki, her tehdit söylemi tehdit suçu oluşturmaz ve faili cezalandırmaz. Bu konuda maruz kaldığınız tehditkâr söylemleri İzmir hukuk bürosu ceza avukatları yardımıyla TEHDİT SÖYLEMİ VE ÖZELLİKLERİ ? Tehdit söylemleri bir ciddiyet arz etmelidir. Tehdit söylemi karşı taraf üzerinde ciddi bir korku yaratmak için elverişli ve uygunolmalıdır. Tehdit söyleminde bulunan kişi bu söylemi kasten ifade etmelidir. Yani amacı karşıtarafa gözdağı vermek olmalıdır. ÖRNEKLER :Seni öldüreceğim, bacaklarını kıracağım, arabanı yakacağım, ailene zarar vereceğim, iş yerini bombalayacağım, çocuklarını kaçıracağım, ailenden birini taciz edeceğim ve seni sakat bırakacağım gibi ifadeler tehdit söylemi oluşturmaktadır.TEHDİT SUÇUNUN OLUŞMASI TCK 106 gereğince her durumda tehdit suçu gündeme gelmez. Sar edilen tehdit suçunun karşı tarafın Hayatına (“seni öldüreceğim”) Vücut dokunulmazlığına (“kafanı kıracağım”) Cinsel dokunulmazlığına (“sana tecavüz edeceğim”) Malvarlığına (“evini yakacağım”) Yönelik bir saldırı gerçekleştireceği hususunda bir söylem içermelidir. Bu üç kategöriye girmeyen bir söylem tehdit suçunu teşkil etmeyecektir. Kural olarak tehdit hem karşı tarafı hem de karşı tarafın yakınına yöneltilmiş olabilir. Bu bağlamda bir kişiyi annesi üzerinden tehdit etmek mümkün iken tanınmayan çok uzak bir akrabası ile tehdit etmek pek olası değildir. Önemli olan aralarında bir tür yakınlık ilişkisinin bulunmasıdır. SÖZLÜ TEHDİT SUÇUNUN CEZASI NEDİR ? Kanun koyucu bu hususta 2 farklı ceza öngörmüştür. Tehdit suçunun yöneldiği hakkın şahsi veya malvarlığı hakkı olmasına göre ayrıma tabi tutmuştur. 1- KİŞİNİN HAYATI, VÜCUT DOKUNULMAZLIĞI VEYA CİNSEL DOKUNULMAZLIĞININ SÖZ KONUSU OLDUĞU DURUMLARDA; Bu durumda tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu cezanın adli para cezasına dönüştürülmesi de mümkündür. Hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit eyleminin soruşturulması ve kovuşturulması şikayet şartına tabi kılınmamıştır. Mağdurun şikayeti aranmaksızın resen soruşturulabilir. 2- KİŞİNİN MALVARLIĞI İLE TEHDİT EDİLMESİ DURUMUNDA İSE ; Bir kişiyi onun malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Bu halde mağdurun şikayeti olmaksızın resen soruşturma yapılmaz. Ancak tehdit edilen konu kişinin malvarlığı ise bu durumda mağdur şikayette bulunmaz ise suç resen soruşturulmaz. Mağdur 6 ay içinde bu hususta şikayette bulunmalıdır. Bahse konu şikayet süresi, şikayete hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Olası hak kayıplarını engellemek için İzmir ceza avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz. SÖZLÜ TEHDİT SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ Silahla, Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veyaözel işaretlerle, Birden fazla kişi tarafından birlikte, Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yani failin cezası arttırılır. SÖZLÜ TEHDİT SUÇUNUN İSPATI Tehdit suçunu işleyen sanığın bu söylemleri kabul etmesi (suçu ikrar etmesi) Olaya tanık olanların beyanları Hukuka uygun olarak elde edilmiş ses kayıtları Tarafların mesaj dökümleri SIKÇA SORULAN SORULAR Kızgınlıkla ve sinirli bir anda tehdit etmek suç oluşturur mu ? Evet, tehdit söylemlerinin kızgınlıkla veya fevri şekilde söylenmiş olması suçu oluşmasını engellememektedir. Ancak somut olayın özelliklerine göre haksız tahrik kurumundan yararlanma şartları incelemek için İzmir ceza avukatından hukuki destek talep edebilirsiniz. Kavga esnasında küfür etmek tehdit suçunu oluşturur mu ? Kimi Yargıtay kararlarında kavga esnasında gerçekleşen bu fillerin tasarlanma unsurlarının ve kasıt unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle tehsit suçunun gündeme gelmediği belirtilmiştir. Ancak somut olayın özelliklerine göre bu husus değişiklik arz edecektir. Sözlü tehdit suçuna maruz kalınca ne yapmalıyım? Emniyete veya savcılığa giderek suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Görevli ve yetkili mahkeme neresidir ? Görevli ve yetkili mahkeme neresidir ? Mağdurun tehdit fiiline maruz kaldığı yerin asliye ceza mahkemesidir. Telefon veya mektup aracılığıyla gerçekleşmesi halinde ise mağdurun bu filleri öğrendiği yer esas alınır.
Boşanma Süreci ve Boşanma Davası Süreci
Boşanma Süreci ve Boşanma Davası Süreci Boşanma davası bozucu yenilik doğuran bir dava çeşididir. Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son 6 aydan beri eşlerin birlikte ikamet ettikleri yerin Aile Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda evlilik birliği sona erer. Öncelikle dilekçeniz ön inceleme safhasında incelenir ve daha sonra tahkikat aşamasına geçilir. Tahkikat sürecinin uzunluğu davanızın hukuki özelliklerine göre değişiklik arz edecektir. Bu konuda boşanma sürecinin stresli aşamalarını İzmir hukuk bürosu boşanma avukatları yardımıyla en aza indirgeyebilirsiniz. Ancak unutulmamalı ki, boşanma davası açmak evliliği sona erdirmez. Davanın sonucu ile birlikte kararın kesinleşmesiyle evlilik son bulur. BOŞANMA DAVASI SÜRECİNDE ALINABİLECEK GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA TEDBİRLERİ NELERDİR? Boşanma davası açmak ile evliliğin son bulmadığını yukarıda belirtmiştik. Tarafların birbirlerine karşı olan yükümlülükleri dava sonucu kesinleşene kadar devam edecektir. Kanun koyucu boşanma davası açmakla birlikte dava sonucuna kadar geçerli olacak bazı önlemlerin alınabileceğini hüküm altına almıştır. Bu tedbirler aracılığıyla hem eşler hem de çocuklar korunmak istenmiştir. Haklarınızın neler olduğunu eksiksiz şekilde öğrenmek için İzmir boşanma avukatından hukuki destek talep edebilirsiniz. Boşanma davası açan taraflar birlikte yaşamak zorunda değillerdir. Türk Medeni Kanunu’nun 169.maddesi uyarınca ; Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu hükümden anlaşılması gereken hakimin bu tedbirleri kendiliğinden alabileceğidir. Taraflar böyle bir istemde bulunmasalar bile hakim gerekli görürse bu tedbirlere başvurabilir. Diğer bir husus ise alınacak bu tedbirlerin geçici nitelikte olmalarıdır. Dava karara bağlanınca bu tedbirler kendiliğinden son bulur. Hakim 3 tür önem alabilir : Eşlerin barınmasına ve geçimine ilişkin önlemler Çocuklara ilişkin önlemler Eşlerin mallarına ilişkin önlemlerA) EŞLERİN BARINMASINA VE GEÇİMİNE İLİŞKİN ÖNLEMLERHakim bu hususta hangi eşin ortak konutta kalmaya devam edeceğini ve hangi eşin ortak konuttan ayrılması gerektiğini belirleyebilir. Hakimden önce taraflar bu konuda anlaşabilirler. Bu tedbir geçici nitelikte olduğu için evin sahibinin kim olduğu önemli değildir. Örneğin, kocanın üstüne olan evde kadının kalması kararlaştırılabilir. Aynı şekilde ev kira ise kira kontratının kimin adına olduğu önemli olmaksızın hakim taraflardan birine o konutta kalmaya devam etme hakkı verir. Uygulamada daha çok çocuk kimin yanında ise o tarafın ortak konutta kalmasına karar verildiğini görmekteyiz. Ancak istisnai durumları öğrenmek için İzmir hukuk bürosunu ziyaret edebilirsiniz. Bir diğer husus ise hakimin eşlerin geçimine ilişkin geçici düzenlemelerde bulunmasıdır. Günlük hayatta en çok talep edilen istemlerden biri olan TEDBİR NAFAKASI bu bahiste düzenlenir. Bir eşin geçimine diğer eşin katkıda bulunması tedbir nafakası olarak isimlendirilir. Bu nafaka türü boşanma kararı kesinleştikten sonra hükmolunan yoksulluk nafakasından farklıdır. Hakim tarafların mali durumlarını inceler ve geçici tedbir nafakası talep eden eşin düzenli ve yeterli bir geliri olmadığını saptarsa nafakaya hükmedebilir. Ancak bu takdirde nafaka ödemesi gereken eşin durumunun da buna müsait olması yani düzenli bir geliri ve ödeme imkanı olması gereklidir. B) EŞLERİN ÇOCUKLARINA YÖNELİK ÖNLEMLER Hakim, çocuğun boşanma davası süresince hangi tarafta kalacağını re’sen yani kendiliğinden belirleyebilir. Taraflarca daha önceden belirlenebilir olmasına karşın hakim bunu çocuğun üstün yararına uygun bulmazsa tarafların anlaşmalarına rağmen çocuk için gerekli önlemi alır. Ancak belirtilmelidir ki, çocuğun bir tarafla kalması onun velayetine sahip olduğu anlamına gelmez çünkü geçici bir tedbir söz konusudur. Hakim aynı zamanda çocuğun diğer eşle kişisel ilişkisinin nasıl olacağını da düzenleyebilir. Örneğin, annesiyle kalan çocuğun babasıyla ne sıklıkla görüşeceğini ve nerede görüşeceğini de düzenleyebilir. Uygulamada genellikle çocuğun yaşının küçük olması halinde anneyle kalması daha uygun görülmektedir. Bunun nedeni ise çocuğun üstün yararı gereğince anne sevgisine, şefkatine ve bakımına ihtiyaç duymasıdır. Ancak durumun özelliği aksini gerektirirse babada kalmasında da sakınca yoktur. Hakim somut olayda pek çok hususu değerlendirerek kararını verir. Boşanma davasının olumsuz etkilerinden çocuğunuzu korumak adına İzmir boşanma avukatından güncel ve etkili hukuki destek alabilirsiniz. Özellikle belirtilmesi gereken bir diğer husus ise hakimin ergin olmayan yani 18 yaşını doldurmamış çocuk için dava süresince devam edecek olan İŞTİRAK NAFAKASIna hükmetmesidir. Çocuğun yanında kalmayan eş bu nafakayla yükümlüdür. C) EŞLERİN MALLARINA YÖNELİK GEÇİCİ ÖNLEMLER Eşlerin ortaklaşa yürüttüğü ticari faaliyetler olması halinde büyük önem taşıyan bir husustur. Eşlerin sahip oldukları malvarlıklarının ne şekilde kim tarafından yönetileceğine ilişkin düzenlemeleri içerir. Hakimin boşanma süresince alacağı geçici tedbirler yukarıda sayılanlardan ibaret değildir. Somut olayın özelliğine göre başkaca tedbirler de alınabilir. SIKÇA SORULAN SORULAR Boşanma davasını açan tarafın nafaka isteyemez mi ? Davalı ya da davacı olması önem arz etmeksizin tedbir nafakasının gerekli şartları oluştuğu takdirde iki taraf da bu olanaktan yararlanabilir. Tedbir nafakası yükümlüsüyüm ve ekonomik sıkıntı yaşıyorum ne yapabilirim ? Kanun koyucu, tarafların durumunda değişiklik meydana gelmesi halinde tedbirler de değişiklik yapabilir. İlgili mercie başvurarak tedbirin gözden geçirilmesini talep edebilirsiniz. Boşanma davası devam ederken çocuğum eşimde kaldı, velayetini kazandı mı? Hayır, çocuğun dava esnasında eşlerden biriyle kalması velayetinin o eşe verildiği anlamına gelmemektedir. Geçici bir tedbirdir. Velayet kural olarak dava sonuçlandıktan sonra düzenlenir. Çocuk için ilk başta nafaka istemeyip daha sonradan istemek mümkün müdür? Çocuğun üstün yararı gereğince çocuk için nafaka hakkından feragat edilemez. Dolayısıyla daha sonradan ortaya çıkan yeni durumların etkisiyle ilk başta istenmemiş olan nafaka daha sonradan istenebilir.
Cinsel Saldırı Suçu Nedir ?
Cinsel Saldırı Suçu Nedir ? Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanunun cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar bahsinde yer almaktadır. Cinsel davranışlarda bulunarak bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi cinsel saldırı suçunu işler. Bir kişiye karşı cinsel saiklerle veya cinsel dürtüleri tatmin etmek amacıyla gerçekleştirilen uygunsuz hareketler bu suçun oluşumuna sebebiyet verir. Bu bahiste faile verilecek olan ceza miktarı suçun niteliğine göre değişiklik arz eder. Bazı hallerde faili cinsel saldırı suçundan cezalandırılabilmek için mağdurun şikâyette bulunması gerekmekle birlikte bazı hallerde şikayet olmaksızın ilgili makamlarca soruşturma başlatılır. Suçun faili herkes olabilir. Yaşının küçüklüğü veya büyüklüğü önem arz etmemektedir. CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN ÇEŞİTLERİ NELERDİR ? Cinsel saldırı suçu 4 farklı şekilde karşımıza çıkabilir. – Basit cinsel saldırı – Nitelikli cinsel saldırı – Sarkıntılık – Cinsel saldırı suçunun ağırlaştığı durumlar BASİT CİNSEL SALDIRI VE CEZASI Mağdura fiziksel bir temasta bulunarak vücut dokunulmazlığın ihlal edilmesidir. Cinsel ilişkiye varmayan davranışları kapsar. Örneğin, mağdurun cinsel uzuvlarına temas etme veya kendi cinsel uzuvlarına mağdur tarafından temas ettirilmeye zorlanma şeklinde gerçekleşebilir. Mağduru bizzat mağdurun kendi cinsel organlarına dokunmaya zorlama da bu kapsamda değerlendirilir. Bu hallerde mağdurun şikayeti olmaksızın soruşturma veya kovuşturma yapılamaz. Basit cinsel saldırı suçunun cezası TCK uyarınca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu ceza türü adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi olanaklarından faydalanılamaz. Şartlı salıverme hükümlerinden yararlanılabilir. SAKINTILIK SUÇU VE CEZASI Hafif cinsel saldırı olarak bilinen sarkıntılık halinde ise 2 yıl ila 5 yıl arasında hapis cezasına hükmolunur. Fiilin sarkıntılık olarak nitelendirilebilmesi için ani hareketlerle gerçekleştirilmesi ve süreklilik arz etmemesi gereklidir. Fiil kesintili hareketlerle icra edilebilir. Örneğin, mağdurun yanından geçerken ona sürtünme, kalçalarını ani şekilde sıkma fiilleri buna örnek verilebilir. Fail bu durumda 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanır. Hapis cezasının alt sınırı 2 yıldan başladığı için bu ceza adli para cezasına çevrilemez. Ancak sarkıntılık suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi olanaklarından yararlanılabilir. NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI VE CEZASI İnsanlar tarafından daha çok tecavüz suçu olarak bilinen cinsel saldırının nitelikli halinde mağdurun vücuduna organ veya sair bir cisim sokulması ile suç tamamlanır ve temel cezaya oranla daha ağır bir ceza öngörülür. Vücuda sokulacak olan şey faile veya üçüncü kişiye ait cinsel organ veya parmak gibi organlar olabilecek iken aynı zamanda sopa gibi cisimler de olabilir. Bu bağlamda vücuda entegre edilen organın veya cismin sokulma yerinin hiçbir önemi yoktur. Bir başka deyişle nitelik cinsel saldırı oral, anal veya vajinal yöntemlerle gerçekleşebilir. Mağdurun herhangi bir fiziksel acı hissedip hissetmemesi de suçun oluşumuna etki etmeyecektir. Bu hallerde mağdurun şikayeti olmasa dahi re’sen soruşturma ve kovuşturma yapılır. Nitelikli cinsel saldırı suçunu işleyen kişi TCK gereğince 12 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezasına çarptırılır. Bu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Fail aynı zamanda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi haklarından yararlanamaz ancak şartlı salıverme bahsi saklıdır. Cinsel Saldırı Suçunu Ağırlaştıran Durumlar Nelerdir ? TCK 102/3 gereğince kimi hallerde cinsel saldırı suçundan faile verilmiş olan ceza yarı oranında arttırılmaktadır. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi Örneğin, akıl hastalarına karşı işlenmesi, uyuşturucu madde etkisinde olan kişiye karşı işlenmesi durumunda mağdurlar kendilerini savunamayacak halde olduklarından ötürü failin cezası arttırılır. Kamu görevlisi tarafından kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi Patronun işçisine karşı gerçekleştirdiği veya öğretmenin öğrencisine karşı işlediği cinsel saldırı suçları örnek olarak verilebilir. Nüfuzun kötüye kullanılması söz konusu olmalıdır. Nüfuzdan kasıt söz geçirme ve güçlü olma olmaktır. Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenirse Anne, baba ve çocuklar birinci dereceden kan hısımı iken kardeşler, torunlar, dedeler ve nineler ikinci derecendir. Üçüncü derece hısımlık ise amca, hala, dayı, teyze ve yeğenleri kapsamaktadır. Saldırı, silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenirse Bahsi geçen silah kavramı yalnızca ateşli silahları kapsamamaktadır. Aynı zamanda TCK madde 6 gereğince patlayıcı maddeler, kesici, delici ve bereleyici aletler, nükleer radyoaktif ve kimyasal maddeler gibi birçok unsuru da bünyesinde barındırır. Maruz kaldığınız haksız fiilin ne tür ağırlaştırıcı sebep teşkil ettiğini İzmir ceza avukatı aracılığıyla öğrenebilirsiniz. Silahın ateşlenmesine veya mağdura karşı doğrultulmasına gerek yoktur. Önemli olan silah yardımıyla mağdurun iradesinin etki altına alınmasıdır. Birden fazla kişi birlikte bu suçu işleyebilirler. Örneğin, faillerden biri cinsel saldırıyı gerçekleşirken diğer failin mağduru hareket etmemesi için tutması buna örnektir. İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi hâlinde Örneğin öğrenci yurdunda, hapishanede gerçekleşmesi durumunda failin cezası yarı oranında arttırılmaktadır. CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ HALİ MÜMKÜN MÜDÜR ? Kanun koyucu bu konuda 2 farklı hükme yer vermiştir. 1- Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Örneğin mağdurun direncini kırmak maksadıyla bedeni üzerinde güç uygulayan failin bu fiili neticesinde mağdurun kolu kırılmış ise fail cinsel saldırının yanısıra kol kırdığı içinde sorumlu olacaktır. 2- Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Ancak failin cezalandırılabilmesi için meydana gelen bu ağır netice bakımından en azından taksirle hareket etmelidir. CİNSEL SALDIRI SUÇUNDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR ? Cinsel saldırı suçunun niteliğine göre 2 farklı yargılama merci mevcuttur. 1) Basit saldırı ve sarkıntılık suçlarının yargılaması suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesinde görülür. 2) Sarkıntılık ve basit cinsel saldırı suçu dışında TCK md.102’de yer alan diğer tüm cinsel suçlar ile ilgili yargılama için suçun işlendiği yerin Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. CİNSEL SALDIRI KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR Hayvanlara karşı cinsel saldırı suçu işlenebilir mi ? Hayır, cinsel saldırı suçunun hukuki konusu insan bedenidir. Ancak bu durum her ne kadar cinsel saldırı suçu oluşturmasa da Hayvanları Koruma Kanunu madde 14 kapsamında yaptırıma bağlanmıştır. Ölen insanlara karşı cinsel saldırı suçu mümkün müdür? Hayır, cinsel saldırı suçunun mağduru yaşayan kimse olmalıdır. Ancak TCK madde 130 uyarınca ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişinin üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması mümkündür. Eşler birbirine karşı cinsel saldırı suçunu işleyebilir mi? Evet, ancak bu durumda soruşturma ve kovuşturma yapabilmek için mağdur eşin şikayeti
Boşanma Sebepleri
Boşanma Sebepleri Evlilik birden çok nedenden ötürü sona erebilir. Bu nedenler Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerinde sınırlı sayıda yer almaktadır. Eşlerden birinin ölmesi üzerine evlilik doğrudan sona erebileceği gibi gaipliğine karar verilmesi ile dolaylı olarak hakim kararıyla sona erebilir. Bunların yanı sıra kimi durumlarda evliliğin butlanına karar verilerek batıl olan evlilik son bulur. Uygulamada en çok rastlanan sona erme sebebi ise eşlerin boşanmasıdır. Boşanma kural olarak her iki eş tarafından da talep edilebilir. Bu talep doğrultusunda mahkeme kararı ile evlilik son bulur. Belirtilmesi gereken en mühim nokta kanunda yazılı boşanma nedenleri dışında başka bir sebebe dayanılarak dava açılamayacağıdır. Boşanma sebepleri kendi içlerinde birtakım kategoriye ayrılır. Bunlar; genel / özel boşanma sebepleri ve mutlak / nisbi sebeplerdir. Genel boşanma nedeni TMK 166’da hüküm altına alınan “evlilik birliğinin sarsılması” koşuludur. Özel boşanma nedenleri ise TMK’nın çeşitli maddelerinde ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu nedenler sırasıyla; Zina Hayata kast pek kötü ve onur kırıcı davranış Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme Terk Akıl hastalığı Kimi sebepler mevcut olduğunda hakim boşanmaya karar vermek durumundadır. Örneğin zina mutlak bir boşanma sebebi olarak davanızda zinanın varlığında hakim başka hiçbir koşulu araştırmadan boşanmanıza karar verir. Ancak somut olayda nisbi boşanma sebebi mevcut ise yalnızca o sebebin mevcudiyeti boşanmanız için yeterli olmayacaktır. Aranan ikinci koşul evlilik birliğinin temelinden sarsılması olacaktır. Tüm bunlardan ötürü davanızın hızlı sonuçlanması için hangi boşanma sebebine dayandığınız büyük önem taşımaktadır. Boşanma sürecinizi doğru yönetmek adına İzmir hukuk bürosuna danışarak olası hak kayıplarının önüne geçebilirsiniz. Kimi boşanma sebeplerinde karşı tarafın kusurluluğu aranırken kimi hallerde davalının kusurlu olup olmaması boşanma talebi için önem arz etmez. Hangi boşanma sebebinin sizin açınızdan daha lehe olduğunu saptamak için İzmir boşanma avukatına danışabilirsiniz. ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR ? Zina Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğe aykırı hareket etmesi durumunda en ağır boşanma sebebi olarak TMK 161 uyarınca boşanma davası açabilirsiniz. Üzerinde durulması gereken önemli bir husus zina eden tarafın farklı cinsten biriyle cinsel ilişki yaşadığının tespit edilmesidir. Flört veya yakınlaşma gibi durumlar zina şartlarını sağlamaz. Cinsel ilişkinin mevcudiyeti esastır. Uygulamada en önemli sorun bu cinsel ilişkinin ispatına yöneliktir. İzmir hukuk bürosu boşanma avukatlarına danışarak içinde bulunduğunuz durumla ilgili davanızı hangi hukuki delillere dayandıracağınızı öğrenebilirsiniz. Zina mutlak bir boşanma nedeni olmasından ötürü hakim tarafından kanaat edildiği takdirde başka hususlara bakılmaksızın boşanma kararı verilmesi zaruridir. Bir başka deyişle evliliğin devamı için hakimin takdir yetkisi yoktur. ZİNAYA DAYALI BOŞANMA DAVASI İÇİN SÜRE KOŞULU Günümüzde karşılaşılan bir diğer sorun ise zinaya dayalı olarak dava açma hakkının hak düşürücü süreye tabi olmasıdır. Belli süreler geçmiş ise artık zinaya dayanarak dava açamazsınız ancak başka bir sebebe dayanabilirsiniz. Eşin zinasının öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zina fiilinin işlenmesinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurmalısınız. Bu sürelere riayet etmemeniz hak kaybı yaşamanıza sebep olacaktır. Örneğin; 01.01.2000 tarihinde gerçekleşen zina fiilini siz 2020 yılında öğrenmiş iseniz aradan 5 yıldan uzun bir zamana dilimi geçtiği için bu zinayı dava edemezsiniz. Aynı şekilde 5 yıl içinde dava açmak tek başına yeterli değildir. Zina fiilini öğrenmenizden en geç 6 ay içinde dava açmalısınız. HAYATA KAST – PEK KÖTÜ MUAMELE – ONUR KIRICI DAVRANIŞ Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açılabileceği hüküm altına alınmıştır. Örneğin, eşi yaralamak, hayati tehlikesi var iken yardım etmekten kaçınmak, toplum içinde küçük düşürmek fiilleri bu boşanma sebebine dahildir. Zina gibi özel bir boşanma sebebi olmasından ötürü bu tarz fiiller kanıtlandığında başka bir durumun varlığına gerek kalmaksızın boşanma gerçekleşir. Önemli olan husus süre koşuludur. Boşanma sebebini öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halükarda bu sebebin doğmasından başlayarak 5 yıl içinde gerekli davayı İzmir boşanma avukatı yardımıyla hızlı bir şekilde açabilirsiniz. KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLEME – HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME Eşiniz küçük düşürücü suç işlemiş ise veya haysiyetsiz bir hayat sürüyor ise tüm bu sebeplerden ötürü artık kendisiyle birlikte yaşamanız sizin için katlanamaz niteliğe erişmiş ise boşanma davası açabilirsiniz. Suç bahsine örnek olarak uyuşturucu madde ticareti, cinsel saldırı, hırsızlık gibi suçlar sayılabilir. Genelev işletmek, pavyonda çalışmak gibi durumlar ise karşı tarafın haysiyetsiz yaşam sürdüğüne karine teşkil edebilir. Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus ise bu sebebe dayanarak dava açmanız durumunda herhangi bir süreye tabi olmamanızdır. Ancak hak kaybına uğramamanız için bu hasiste dikkat etmeniz gereken hususları İzmir Hukuk Bürosunu ziyaret ederek detaylıca öğrenebilirsiniz. Çünkü kimi hallerde hakimin bu durumun sizin için çekilmez nitelikte olmadığına karar vererek davanızı reddetmesi olasıdır. TERK Eşler kimi durumlar dışında birlikte yaşama külfeti altındadır. İş nedeniyle uzak kalma, anlaşarak ayrı yaşama, mahkeme kararıyla ayrılığa hükmolunması gibi durumlar nedeniyle birlikte yaşamama terk sebebiyle ava açmanıza engel teşkil eder. Haklı bir sebebiniz olmamasına rağmen eşinizden ayrı yaşıyorsanız, haklı sebep olmaksızın onu ortak konutunuzu terk etmeye zorlarsanız veya kendiniz konutu terk ederseniz evlilik birliğinizin sarsılması gündeme gelecektir. Terk sebebiyle boşanma davası üzerinde durulması gereken bir müessesedir. Her ne kadar mutlak bir sebep olsa da birtakım koşullarla sınırlanmıştır. Örneğin, dava açabilmeniz için öncelikle eşinizin konuta geri dönmesi için ihtar çekme zorunluluğunuz vardır. İhtar için öngörülen sürelerde eşiniz ortak konuta geri dönmüşse artık terke dayalı dava açma hakkınız kalmayacaktır. ihtar hakkında detaylı bilgi için bu alanda uzman İzmir boşanma avukatından hukuki destek almanızı öneririz. AKIL HASTALIĞI Bu sebebe dayanarak boşanma davası açmanız için gerçekleşmesi gereken birtakım koşullar vardır. Bunlardan ilki eşinizin akıl hastalığına sahip olduğunun resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekmesidir. İkinci şart ise eşinizin bu hastalığının sizin için onunla yaşamayı çekilmez bir hale getirmiş olması kanaatine varılmasıdır. Bu kanaat hakime aittir. Sadece akıl hastalığının güncel durumda mevcudiyeti yeterli değildir. Bu hastalık hiç iyileşemeyecek olmalıdır. Hastalık çok uzun süre sürecek de olsa iyileşebilir nitelikte ise bu sebebe dayanarak dava açamazsınız. GENEL BOŞANMA SEBEBİ NEDİR? Bir diğer adıyla şiddetli geçimsiz olarak bilinen evlilik birliğinin temelinden sarsılması günlük hayatta en çok dayanılan boşanma davası sebebidir. Taraflar yukarda bahsi geçen özel sebeplere dayanamadığı takdirde her hâlükârda genel boşanma sebebine dayanabilirler. Her iki taraf da kural olarak bu sebebe dayanarak dava açabilir. Ancak belirtmek gerekir ki burada aranan mühim bir koşul vardır. Bu koşul evlilik birliğini sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek dereceye ulaşmış olmasıdır. Bu koşulun gerçekleşmemesi çoğu boşanma davalarının reddine sebep olmaktadır. Başka bir deyişle evlilik hayatında yaşadığınız